Gizem CENGİL- Batuhan DURNAOĞLU/ ANKARA, – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye’de kaynak değil, paylaşım sorunu vardır. AK Parti kaynağı vatandaşla değil, yandaşla bölüşmektedir. AK Parti katkıyı emekliye değil yanında, yakınında duran, kendi iktidarını sürdürmesi için ona her şeyi yapanlara vermektedir” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu Toplantısına başkanlık etti. Yaklaşık 3,5 saat süren toplantı basına kapalı olarak gerçekleştirildi. Özel, toplantının ardından yaptığı açıklamada, “Bugün Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde geçtiğimiz günlerde yapılan hazırlık çalışmalarını, görevlendirmeleri ve buradaki faaliyetlerin dinamizmini görünce; ne kadar doğru bir iş yaptığımızı ve ülkenin bu kadar mücadeleyle geçen, kutuplaşmanın en üst düzeyde olduğu ve maalesef ülkedeki yakıcı sorunların konuşulmasının üzerine sis etkisi yapan iktidar partisi tarafından ön plana çıkarılan gündemlerin vatandaşın dertlerinin konuşulmasına engel olduğu bu süreçte, bizim yaptığımız bu pozitif gündem yaratan ve ülkenin iktidarını devralmaya yönelik hazırlıklarımızı sürdürdüğümüz ve koordine ettiğimiz bu mekan, hem partimiz için hem ülkemiz için geleceğe dönük olarak en önemli güvencemiz ve umudumuzdur” ifadelerini kullandı.
‘HADSİZ AÇIKLAMALARA YANIT DAHİ VERİLEMEMİŞTİR’
Özel, dış politikada yaşananları değerlendirerek, “Sayın Erdoğan’ın, Sayın Trump ile kurduğu kişisel ilişkiler, menfaat ilişkileri, çıkar çatışmaları ya da birlikleri üzerine şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Bu ilişki pratiği, Türkiye’nin menfaatlerini geri plana atmaktadır. Sayın Erdoğan’ın Trump ile Türkiye için değil; şahsi geleceği ya da kendi kadrolarının iktidarını devam ettirme ümidi üzerine kurmaya çalıştığı ilişki hepimizin malumudur ve ülkemiz için en büyük risk de budur. Bu ilişki pratiği, bu iş görüş biçimi; geçmişte Sayın Putin’le, şimdi Sayın Trump’la geliştirilen ve bir kişinin yönettiği, kurumsallığı dışlayan ve kararları hangi niyetle aldığını kendisinden başka hiç kimseye izah edemeyen bu yönetim anlayışı sonucunda, parasını ödediğimiz F-35’ler üzerlerinde Türk bayrağı olduğu halde Amerika’da bir hangarda beklemektedir. ABD’nin, göz bebeğimiz KAAN’ın motorlarını vermediğini bizzat Dışişleri Bakanımız açıklamıştır. Yine Amerika Birleşik Devletleri’nin uyguladığı ağır yaptırımlara mani olunamamış; bedelini iş insanlarımız, milletimiz, hepimiz ödedik ve ödemeye devam ediyoruz. S-400’lerin temin sürecindeki başarısızlık, önce ABD ile şimdi de Rusya ile bir kriz alanına dönüşmüştür. 15 yıldır filomuza tek bir uçak katamadığımız gibi, hava savunma sistemimize ilişkin güven verici beyanların da ileri vadeli niyet beyanları olduğu ve hava savunmasına ilişkin zafiyetimizin yarattığı endişe ortadadır. Tüm bunlara rağmen Sayın Erdoğan, Trump’ın istediği tüm tavizleri vermiş; pahalı doğalgazdan Boeing uçaklarına, Amerikan mallarına vergi indiriminden, Çin mallarına vergi uygulamasına ve maalesef nadir toprak elementlerinin Trump’a söz verilmesine kadar bir dizi taviz, göz kırpmadan verilmiştir. Bu çarpık ilişkinin Türkiye’ye olan en ağır zararı ise ABD Büyükelçisi’nin ve Dışişleri Bakanı’nın sözleriyle ortaya dökülmüştür. Biri ‘Trump, Erdoğan’a onda olmayan meşruiyeti veriyor’ derken, diğeri ‘Beş dakika görüşmek için bize yalvarıyorlar’ diyebilmiştir. Ancak ne yazık ki, bu hadsiz açıklamalara yanıt dahi verilememiştir. Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin rayına girmesi için öncelikle meşruiyetini milletten alan, şahsi geleceğini değil Türkiye’nin geleceğini savunan bir Cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğu açıktır” diye konuştu.
‘SURİYE POLİTİKAMIZIN MERKEZİNDE KALICI İSTİKRAR OLACAKTIR’
Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelirse Türkiye’nin içeride güvenli, dışarıda güven veren bir ülke olacağını belirten Özel, “Türkiye’nin demokratikleşmesi ve kalkınması bölgenin de refahını ve huzuruna katkı sunacaktır. Dış politikayı yeniden kurumsal bir akla teslim edeceğiz. Dışişleri Bakanlığımızı dış politikanın tam merkezine yerleştirecek, kapasitesini, uzmanlığını ve hafızasını güçlendireceğiz. AB ile ilişkileri yeniden canlandıracak, yargı bağımsızlığı, hukukun üstün, ifade ve medya özgürlüğü alanlarında kapsamlı bir reform sürecini derhal başlatacağız. Ortadoğu politikalarımızın temel hedefi; bölgesel huzur, refah ve güvenlik eksenlidir. Türkiye’nin bu üç alanda hem bölgesel hem de küresel ilişkilere önderlik edeceği bir anlayışı hakim kılacağız. Suriye politikamızın merkezinde kalıcı istikrar olacaktır. Biz Suriye’nin bütün halkları için; Arap, Türkmen, Kürt, Alevi, Sünni, Hristiyan, Dürzi tüm toplulukları ile barışı ve istikrarı savunuyoruz. Rehberimiz ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesidir. Bu ülke pasiflik değildir, bu ülke meşruiyetle güç üretmektir. Pasaportumuz yeniden dünyada itibarın sembolü olmalıdır. Macera değil strateji, kişisel ilişkiler değil kurumsal akıl, gerginlik değil diplomasi, dış politikamızı üzerine oturtacağımız üç temel direktir” diye konuştu.
‘AK PARTİ KAYNAĞI VATANDAŞLA DEĞİL, YANDAŞLA BÖLÜŞMEKTEDİR’
Özgür Özel, “Bugün emeklilere bir asgari ücret, 28 bin lira versek elbette onları yoksulluktan kurtaramayacağız. Açlık sınırının üzerine çıkaramayacağız. Ama bir nefes aldıracağız, önemli bir adım atmış olacağız. Bu önemli adım 650 milyar lira istiyor; bu para yok. 10’da birini emekliye layık gördüler. Ancak bu para var. Çünkü geçirdikleri bütçede 768 milyar lira zengin şirketlerin ödemesi gereken vergiden vazgeçecekleri tutar. Vazgeçilen kurumlar vergisi kalemine 768 milyar lirayı bulanlar, yani alacakları vergiyi ‘Tamam sizden vergi almayalım’ diyecekleri 768 milyarı bulanlar emekliye 650 milyar lirayı bulmamakta, vermemektedirler. Aynı AK Parti yanlış ekonomi politikalarıyla sadece bu yıl 2,7 trilyon lirayı, bu gereken paranın neredeyse beş katından fazlasını sadece faize ödeyecektir. Yani kaynak fazlasıyla mevcuttur. Türkiye’de kaynak değil, paylaşım sorunu vardır. AK Parti kaynağı vatandaşla değil, yandaşla bölüşmektedir. AK Parti katkıyı emekliye değil yanında, yakınında duran, kendi iktidarını sürdürmesi için ona her şeyi yapanlara vermektedir. İşte emekliler ‘Bundan sonra artık AK Parti’ye oy değil, selam bile vermeyeceğiz’ derken de tam olarak bunu kastetmektedir” dedi.