İran İslam Cumhuriyeti’nin geleceğini belirleyen en kritik soru hâlâ aynı: Nüfusun yaklaşık %60’ını oluşturan 39 yaş altı gençler, bu teokratik rejimi gerçekten istiyor mu? Bağımsız anketler, üniversite kampüslerindeki dinamikler, sokak eylemleri ve son aylardaki gelişmeler, bu soruya giderek daha güçlü ve net bir “hayır” cevabı veriyor. Gençlik, rejimin karşı karşıya kaldığı en büyük ve en kalıcı tehdit haline gelmiş durumda. Ekonomik yıkım, ağır sosyal baskılar, ideolojik yabancılaşma ve rejimin şiddetli tepkileri, bu nesli tamamen rejimden koparmış görünüyor. Bu kopuşun en önemli tetikleyicilerinden biri de yıllardır süren ABD ambargoları ve bunların yarattığı derin ekonomik kırılmalar.
Anketler Ne Anlatıyor?
Hollanda merkezli bağımsız araştırma örgütü GAMAAN’ın çalışmaları, İran içinden anonim ve geniş katılımlı veriler sunuyor. Haziran 2024’te yapılan ankette (77.000’den fazla katılımcı), İslam Cumhuriyeti’nin devamını isteyenlerin oranı yalnızca %20 civarındaydı. Özellikle gençler ve üniversite mezunları arasında bu oran çok daha düşük: Üniversite eğitimi almış kesimde rejimi tamamen reddedenlerin oranı %74’ü geçmişti. 20-29 yaş grubunda ise “rejim değişikliği, herhangi bir ilerleme için zorunlu bir ön koşuldur” diyenlerin oranı %42’ye ulaşmıştı.
GAMAAN’ın Eylül 2025’te gerçekleştirdiği “12 Günlük Savaş” anketi (30.000’den fazla yanıt), bu eğilimi daha da keskinleştirdi. Rejim değişikliği yanlılarının oranı bir önceki yıla göre %6 artmıştı. Genç ve eğitimli kesimde İslam Cumhuriyeti karşıtlığı %70-80 aralığına yaklaşmıştı. Ankette demokrasiyi destekleyenlerin oranı %89, din ile devletin ayrılmasını (seküler bir düzen) isteyenlerin oranı ise %73 olarak ölçüldü. Bu veriler, gençlerin büyük çoğunluğunun teokratik yapıyı değil, demokratik ve seküler bir cumhuriyeti tercih ettiğini gösteriyor. Genel olarak İranlıların %70-80’i İslam Cumhuriyeti’ne karşı; bu oran gençlerde, kentlerde ve eğitimlilerde çok daha yüksek seviyede.
Bu rakamlar soyut kalmıyor; doğrudan sokaklara ve kampüslere yansıyor.
2025-2026 Protestoları: Gençlik Öncülüğünde Devam Eden Dalga
Protestolar 28 Aralık 2025’te Tahran’ın Büyük Çarşısı’ndaki esnaf eylemleriyle başladı. Başlangıçta ekonomik kriz (hayat pahalılığı, riyalin çöküşü, yolsuzluk) odaklı olan gösteriler, hızla ülke geneline yayıldı ve Ocak 2026’da zirveye ulaştı. Bu aşamada talepler “rejim değişikliği”ne evrildi. Üniversiteler ön saflardaydı: Tahran Üniversitesi, Şerif Teknoloji Üniversitesi, Amirkabir Üniversitesi, Şehid Beheşti Üniversitesi, İsfahan Teknoloji Üniversitesi gibi kurumların öğrencileri eylemlere liderlik etti.
Ocak 2026’daki baskılarda binlerce kişi öldü, on binlercesi tutuklandı. Bu şiddet, ters tepti ve Şubat 2026’da yeni bir dalga başlattı: Ocak’ta öldürülenlerin 40 günlük anma törenleri etrafında kampüslerde yoğun gösteriler düzenlendi. Öğrenciler, “Ölüm diktatöre”, “Ne Gazze ne Lübnan, canım İran’a feda”, “Reformist, muhafazakâr; oyun bitti” ve “Ne şah ne mollalar, yaşasın demokratik cumhuriyet” gibi sloganlarla hem iç hem dış politikaları topyekûn reddetti.
Şubat 2026 ortasından itibaren protestolar üniversitelerde yeniden alevlendi. Örneğin 21-22 Şubat’ta yeni dönem başlangıcında Şerif Teknoloji Üniversitesi’nde yüzlerce öğrenci yürüdü, hükümet yanlılarıyla çatıştı. Tahran Üniversitesi, Al-Zahra Üniversitesi, Amir Kabir Üniversitesi, İsfahan ve Meşhed üniversitelerinde benzer eylemler yaşandı. Öğrenciler, öldürülen arkadaşlarının anısına “Kan yemini” ederek “sonuna kadar direneceğiz” mesajı verdi. Bazı üniversitelerde Basij milisleriyle doğrudan çatışmalar oldu; lise ve hatta ortaokul öğrencileri de sokaklara indi. Şubat sonu ve Mart başı itibarıyla birçok üniversite dersleri online’a taşıdı – bu, protestoların yayılmasını engelleme çabası olarak yorumlanıyor. Ancak eylemler 40 günlük anma törenlerinde ve kampüslerde devam ediyor.
ABD Ambargolarının Ekonomik Kırılmalara ve Gelecek Umutsuzluğuna Etkisi
ABD’nin (özellikle “maksimum baskı” politikası kapsamında uyguladığı) ambargoları, İran ekonomisini yıllardır derinden yaralıyor ve 2025-2026 döneminde bu yaralar çok daha derinleşti. Ambargolar, İran’ın petrol ihracatını (ülkenin en büyük gelir kaynağı), uluslararası bankacılık işlemlerini, yabancı yatırımları ve teknoloji transferlerini büyük ölçüde kısıtlıyor. Sonuç olarak ülke kronik bir kriz döngüsüne girdi: rial’ın değer kaybı, yüksek enflasyon, işsizlik artışı ve özellikle gençlerdeki geleceksizlik hissi.
Ambargolar petrol satışlarını hedef alarak başlıyor. Petrol, İran bütçesinin büyük kısmını finanse ediyor. Ambargolar nedeniyle petrol ihracatı keskin düşüyor, hükümetin döviz geliri azalıyor ve yabancı para (dolar) kıtlaşıyor. Bu kıtlık rial’ı hızla eritiyor:
- 2015’te (nükleer anlaşma döneminde) 1 dolar ≈ 32.000 rial iken,
- 2025 sonunda 1 dolar ≈ 1.3-1.4 milyon rial’a,
- Mart 2026 itibarıyla kara piyasada 1 dolar ≈ 1.66 milyon rial seviyesine ulaştı.
Bu değer kaybı, ithal edilen her şeyi (gıda, ilaç, makine, temel tüketim malları) çok pahalı hale getiriyor. Enflasyon patlıyor:
- 2025’te genel enflasyon %42-48 civarına yükseldi,
- 2026 başlarında (Ocak-Şubat) noktasal enflasyon %62-68 bandına çıktı, gıda enflasyonu ise %90’ları aştı. Temel ürünler (ekmek, süt, pirinç, et) fiyatları katlandı; birçok aile için artık karşılanamaz hale geldi. Asgari ücret dolar bazında eridi: 2025 başlarında aylık ~180 dolar olan ücret, yıl sonunda ~130 doların altına düştü.
Gençler (15-34 yaş arası yaklaşık 24 milyon kişi) bu krizden en çok etkilenen grup:
- Genç işsizlik oranı %20-25 bandında, bazı bölgelerde ve kadın gençlerde %35-50’ye yaklaşıyor (2025 sonu-2026 başı verileri).
- Üniversite mezunu gençler bile iş bulamıyor; eğitimli işsizlik çok yaygın. Ambargolar sanayi ve teknoloji sektörünü daraltıyor (yabancı yatırım yok, makine/tedarik zinciri sorunları), şirketler küçülüyor veya kapanıyor. Yurtdışına göç tek çıkış yolu gibi görülüyor; birçok genç “beyin göçü” yapıyor.
Bu gençler, iyi eğitimli olmalarına rağmen gelecek göremiyor. “Ne kadar çalışırsam çalışayım, bu sistemde düzelmeyecek” düşüncesi hâkim. Ekonomik çaresizlik, sosyal baskılarla birleşince öfkeye dönüşüyor: Protestolarda gençlerin ön safta olması tesadüf değil. Ambargolar rejimin ekonomik yönetim hatalarıyla birleşince İran’ı kırılma noktasına getirdi; gençlerin %70-80’i rejimi reddediyor çünkü bu düzen onlara iş, refah, özgürlük vaat etmiyor.
Neden Bu Kadar Derin ve Kalıcı Bir Kopuş Var?
Gençlerin rejimden bu denli uzaklaşmasının nedenleri çok katmanlı ve birbirini besliyor:
- Ekonomik Yıkım ve Geleceksizlik — Ambargoların tetiklediği rial çöküşü, enflasyon ve genç işsizliği; iyi eğitimli gençler göçü tek çıkış görüyor.
- Sosyal ve Kültürel Baskılar — Zorunlu başörtüsü, internet sansürü, cinsiyet ayrımcılığı, zorunlu askerlik ve Batı tarzı müzik/eğlence yasakları derin yabancılaşma yaratıyor. Özellikle kadınlar ve genç kızlar ön saflarda; “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganı hâlâ yankılanıyor.
- İdeolojik Kırılma ve Nesil Farkı — 1979 Devrimi’ni yaşamamış, Humeyni’yi hatırlamayan kuşak teokratik yönetimi benimsemiyor. Anketlerde monarşi bile teokratik rejimden daha fazla destek görüyor; en yaygın tercih seküler, demokratik cumhuriyet.
- Şiddetli Baskının Ters Tepmesi — Ocak 2026 katliamları (binlerce ölüm) ve tutuklamalar, gençlerde öfkeyi büyüttü. Her yeni baskı dalgası, direnişi daha da radikalleştiriyor.

Rejimin gençler arasında tamamen desteksiz olduğunu söylemek haksızlık olur: Kırsal bölgelerde, düşük eğitimli kesimlerde ve dindar ailelerde hâlâ %20-25 civarında bir taban var (özellikle Devrim Muhafızları ve Basij yakınları). Ancak bu taban yaşlanıyor, daralıyor ve gençlik dalgası karşısında yetersiz kalıyor.

Sonuç: Demografik Saat Hızla İşliyor
İran’daki gençlerin ezici çoğunluğu mevcut rejimi istemiyor – bunu anketler (GAMAAN 2024-2025), üniversitelerdeki eylemler ve sokaklar açıkça kanıtlıyor. Ocak 2026 baskıları ve Şubat-Mart’taki üniversite protestoları, her yeni şiddet dalgasının kopuşu daha da derinleştirdiğini gösteriyor. Öğrencilerin kararlılığı, rejimin iç krizine rağmen devam ediyor.
Soru artık “Gençler rejimi istiyor mu?” değil; “Rejim, bu neslin öfkesine, ambargoların yarattığı ekonomik yıkıma, dış baskılara ve iç çöküş dinamiklerine daha ne kadar dayanabilir?” haline geldi. Nüfusun %60’ı devrimi hatırlamıyor ve mollaların teokratik düzeninde kendilerine yer görmüyor. Değişim, er ya da geç gelecek: Sokaklardan, üniversitelerden, iç çöküşten veya genç İran’ın kararlı direnişinden.
Genç İran, tarih sahnesinde kendi rolünü oynamaya çoktan başlamış durumda.
Kaynakça (Güncellenmiş ve Detaylı)
- GAMAAN, “Analytical Report on Iranians’ Political Preferences in 2024” (Ağustos 2025).
- GAMAAN, “Iranians’ Attitudes Toward the 12-Day War” (Kasım 2025).
- BBC, New York Times, Al Jazeera, Iran International raporları (Şubat-Mart 2026 üniversite protestoları ve öğrenci eylemleri).
- NCR-Iran, Hengaw, Iran Human Rights ve Amnesty International (tutuklama, ölüm rakamları ve gençlik dinamikleri).
- Trading Economics, IMF, World Bank tahminleri (enflasyon, rial kuru, genç işsizliği verileri, Mart 2026 itibarıyla).
- ABD Hazine Bakanlığı ve uluslararası medya raporları (ambargoların ekonomik etkisi ve protestolar bağlantısı).
YORUMLAR