Araştıranlar ve Yazanlar: Mustafa Camuzcu, Emine Çavuş
Güven: Yaşam Boyu Taşınan Psikolojik Sermaye
Güven duygusu, bireyin yaşam boyu taşıyacağı en temel psikolojik sermayedir. Bu sermaye, doğumla birlikte oluşmaya başlar. Bağlanma kuramının öncüsü olan İngiliz psikiyatr John Bowlby, bebeğin bakım verenle kurduğu ilk ilişkinin; ilerleyen yıllarda kişinin kendilik algısını, stresle başa çıkma biçimini ve başkalarıyla kurduğu ilişkilerin niteliğini belirlediğini ortaya koymuştur.
Bowlby’ye göre güvenli bağlanan çocuk, dünyayı keşfetme cesaretine sahip olur; çünkü arkasında onu koşulsuz kabul eden bir güven alanı vardır.
Güvenli Bağlanma: Keşfetme Özgürlüğü ve Güvenli Liman
Bu yaklaşımı deneysel çalışmalarla destekleyen gelişim psikoloğu Mary Ainsworth, güvenli bağlanmanın çocuğa iki temel kazanım sağladığını belirtir: keşfetme özgürlüğü ve geri dönebileceği güvenli bir liman.
Ancak çocuk sürekli yönlendirildiğinde ya da onun yerine kararlar alındığında bu denge bozulur. Keşfetme cesareti, zamanla yerini çekingenliğe ve bağımlılığa bırakır.
Aşırı Korumacılık: Güvenin Yanlış Yorumlanması
Günümüzde ebeveynlerin en sık düştüğü yanılgılardan biri, güvenli bağlanmayı aşırı koruyuculukla karıştırmalarıdır. Okul önlerinde çocuğunun çantasını taşıyan, yaşına uygun sorumlulukları dahi onun yerine üstlenen ebeveyn profili bu yanlış tutumun günlük hayattaki yansımalarındandır.
Oysa Avusturyalı pedagog ve psikolog Alfred Adler, çocuğun kişilik gelişiminde *“yeterlilik duygusu”*nun belirleyici olduğunu savunur. Adler’e göre çocuk, ancak kendi çabasıyla başarabildiği deneyimler sayesinde kendini güçlü ve değerli hisseder.
Girişim mi, Suçluluk mu? Erikson’un Psikososyal Yaklaşımı
Benzer biçimde psikososyal gelişim kuramıyla tanınan Erik Erikson, çocukluk dönemini “girişimciliğe karşı suçluluk” ve “başarıya karşı aşağılık duygusu” evreleriyle açıklar.
Erikson’a göre çocuk, denemesine izin verildiğinde girişimci olur; sürekli engellendiğinde ya da onun yerine hareket edildiğinde ise yetersizlik duygusu geliştirir. Bu duygu, yetişkinlikte özgüven sorunları ve karar alma güçlükleri olarak devam eder.
Davranışla Gösterilen Güven: Montessori Perspektifi
Eğitimci ve pedagog Maria Montessori, çocuğa duyulan güvenin sözle değil, davranışla gösterilmesi gerektiğini vurgular. Montessori pedagojisinin temel ilkelerinden biri şudur:
“Çocuğun kendi başına yapabileceği bir şeyi onun yerine yapmak, gelişimini engellemektir.”
Bu yaklaşım, çocuğun hem özgüvenini hem de sorumluluk bilincini destekler. Yetişkin, çocuğun önünde yürüyen değil; onu gözlemleyen ve gerektiğinde rehberlik eden bir figürdür.
“Yeterince İyi” Olmak: Winnicott ve Hata Yapma Hakkı
Psikanalist Donald Winnicott, “yeterince iyi ebeveynlik” kavramıyla bu dengeyi açıklar. Winnicott’a göre çocuğu her hatadan korumaya çalışmak sağlıklı bir ebeveynlik değildir. Asıl önemli olan, çocuğun hatalarıyla baş edebileceği güvenli bir ortam sunmaktır.
Çünkü çocuk, düşmeden kalkmayı öğrenemez.
Güven Eksikliğinin Uzun Vadeli Sonuçları
Uzmanların ortaklaştığı nokta açıktır: Özgüveni yeterince gelişmemiş çocuklar yalnızca akademik alanda değil; sosyal ilişkilerde ve duygusal dayanıklılıkta da zorlanır.
Hata yapmaktan korkan çocuk, deneme cesaretini kaybeder. Oysa gelişim; yanılma, deneme ve yeniden başlama süreçleriyle mümkündür.
Ebeveynlere Düşen Sorumluluk: Arkasında Durmak, Önünde Değil
Bu noktada ebeveynlere düşen görev nettir: Çocuğun önünü açmak ama yolunu onun yerine yürümemek. Arkasında durmak, önünde değil.
“Yapabilirsin” demek ve bu cümleyi davranışlarla desteklemek… Güven duygusu, nasihatle değil; yaşantıyla inşa edilir.
Sonuç: Güvenle Büyüyen Çocuklar, Güçlü Bir Toplum
Unutulmamalıdır ki bir çocuğa bırakılabilecek en büyük miras, onun kendi ayakları üzerinde durabileceğine olan inançtır.
Bowlby’den Montessori’ye uzanan pedagojik yaklaşımlar, bugün bize aynı gerçeği hatırlatmaktadır: Güvenle büyüyen çocuklar, yalnızca başarılı bireyler değil; aynı zamanda güçlü, üretken ve sorumluluk sahibi insanlar olarak toplumu ileriye taşır.
Akademik Kaynakça
- Bowlby, J. (1969). Attachment and Loss: Vol. 1. Attachment. New York: Basic Books.
- Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of Attachment. Hillsdale, NJ: Lawrence Erlbaum.
- Erikson, E. H. (1963). Childhood and Society. New York: W. W. Norton & Company.
- Adler, A. (1927). Understanding Human Nature. New York: Greenberg Publisher.
- Montessori, M. (1967). The Absorbent Mind. New York: Holt, Rinehart and Winston.
- Winnicott, D. W. (1965). The Maturational Processes and the Facilitating Environment. London: Hogarth Press.
YORUMLAR