Çocuğun Yatağındaki Sessiz Dost: Uyku Arkadaşı
Yazan: Emine Çavuş
Akşam olur…
Evin içindeki sesler yavaş yavaş çekilir. Işıklar kısılır, günün telaşı kapının dışında kalır.
Bir çocuk yatağına uzandığında ise elini çoğu zaman aynı yere götürür:
Bir oyuncağa, köşesi yıpranmış bir battaniyeye ya da küçücük bir yastığa…
Dışarıdan bakıldığında sıradan görünen o nesne, çocuk için yalnızca bir eşya değildir.
O, gecenin karanlığında konuşmadan dinleyen, hiçbir soruya cevap istemeden anlayan bir dosttur.
Çocuğun uyku arkadaşıdır.
Gün içinde yaşanan sevinçler, kırgınlıklar, küçük korkular ve büyük hayaller…
Hepsi gecenin sessizliğinde o küçük dosta emanet edilir.
Çünkü çocuk bazen anlatamaz. Ama sarılabilir.
Ve sarılmak, anlatmanın en saf hâlidir.
Bir Oyuncaktan Daha Fazlası
Birçok ebeveyn kaygıyla sorar:
“Onsuz uyuyamıyor, bu normal mi?”
Evet, hem de son derece normal.
Uyku arkadaşı, çocuğun duygusal gelişiminin en doğal duraklarından biridir.
Çocuk için o nesne:
-
Yalnız olmadığını hissettirir.
-
Ayrılık kaygısını yumuşatır.
-
Kendi kendini sakinleştirmeyi öğretir.
-
Uykuya geçişi bir mücadele olmaktan çıkarır.
Özellikle 2–6 yaş arasında bu bağ çok yaygındır.
Çünkü çocuk, henüz duygularını sözcüklere dökemediği bir dönemdedir.
İşte tam bu noktada güven duygusunu somut bir nesneye aktarır.
Yani aslında sarıldığı şey oyuncak değil, güvendir.
“Artık Büyüdü, Bırakmalı mı?”
Ebeveynlerin en sık sorduğu sorulardan biridir bu.
Ama unutmamak gerekir:
Güven zorla bıraktırılamaz.
Uyku arkadaşını aniden ortadan kaldırmak, çocuğun dünyasında küçük ama derin bir kayıp hissi yaratabilir.
Bu da uyku sorunları, huzursuzluk ve kaygı olarak geri dönebilir.
Oysa çocuk hazır olduğunda, o bağı kendiliğinden gevşetir.
Bir gün bakarsınız oyuncak yatağın kenarında kalmış…
Bir başka gün tamamen unutulmuş.
Çünkü gelişim, çekip almakla değil; hazır olunduğunda bırakmakla olur.
Ebeveynlere Küçük Ama Değerli İpuçları
-
Uyku arkadaşını küçümsemeyin, alay etmeyin.
-
Kaybolma ihtimaline karşı mümkünse bir yedeği olsun.
-
Hijyen için birlikte “yıkama zamanı” planlayın; bu süreci bir ayrılık değil, bakım ritüeli yapın.
-
Asla tehdit unsuru hâline getirmeyin.
(“Onu alırım!” gibi cümleler güveni zedeler.)
Unutmayalım…
Çocuklar uykuya yalnızca gözlerini kapatarak geçmez.
Kalplerini de kapatırlar güne.
O kalbi rahatlatan bazen bir masalın sesi,
bazen loş bir lambanın ışığı,
bazen de küçük, tüylü bir dosttur.
Uyku arkadaşı; büyümenin değil,
güvende büyümenin bir parçasıdır.
Ve belki de sormamız gereken soru şudur:
Bizim hiç uyku arkadaşımız olmadı mı?
YORUMLAR