Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bilal Erdoğan: Kötümser senaryo, bizi 2100 yılında 55 milyona taşıyor

Canan İLARSLAN – Hadican EROL / İSTANBUL, – ‘TÜRKİYE Yüzyılında

Canan İLARSLAN – Hadican EROL / İSTANBUL, – ‘TÜRKİYE Yüzyılında Aile’ Öğrenci çalıştayı rapor lansman programında konuşan İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Necmeddin Bilal Erdoğan, “Aile konusunda geldiğimiz durum vahim. Kötümser senaryo, bizi 2100 yılında 55 milyona taşıyor ama aslında kötümser senaryo en realist senaryo. İnsanların çocuk yapmamasının, ailenin zayıflamasının ekonomik durumdan kaynaklandığına dair bir tespit var; ama delillendirilmemiş bir tespit. Deliller aksini gösteriyor. Türkiye daha fakirken daha çok çocuk sahibi. Türkiye’nin daha fakir bölgelerinde daha çocuklu aileler var ve insanlar zenginleştikçe, imkanları genişledikçe de daha az çocuk sahibi oluyor. Demek ki ekonomik teşvikler bunun belki sadece tamamlayıcısı olacak” dedi.

İbn Haldun Üniversitesi tarafından yürütülen “İHÜ Yüzyıla Değer Öğrenci Çalıştayları” serisinin ikinci halkasını oluşturan “Türkiye Yüzyılı’nda Aileö temalı öğrenci çalıştığının rapor lansmanı, İbn Haldun Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan, Vali Yardımcısı Hasan Gözen, İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı İrfan Yıldız, İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Necmeddin Bilal Erdoğan, İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Arkan, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Rektörü Adem Akçakaya, Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı İsmail Barış, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Program kapsamında, çalıştay sürecinde öğrenciler tarafından ortaya konulan değerlendirme, öneri ve politika başlıkları paylaşıldı.

Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen çalıştay serisi, Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen “Aile Yılıö yaklaşımıyla da örtüşecek şekilde “Türkiye Yüzyılı’nda Aileö başlığı altında düzenlendi. Aile kurumunu merkeze alan programda; aile yapısının korunması, kuşaklar arası iletişim, dijital çağda aile ilişkileri, gençlerin aileye bakışı ve toplumsal dayanışma gibi konular öğrencilerin perspektifiyle ele alındı. ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunun yalnızca ekonomik ve teknolojik kalkınma hedefleriyle değil; güçlü aile yapısı, sağlam toplumsal bağlar ve değer temelli bir gelecek anlayışıyla da şekillenmesi gerektiği vurgulandı.

‘AİLE KONUSUNDA GELDİĞİMİZ DURUM VAHİM’

İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Necmeddin Bilal Erdoğan, “Aile konusunda geldiğimiz durum vahim. Senaryolarda kötümser senaryo bizi 2100 yılında 55 milyona taşıyor ama aslında kötümser senaryo en realist senaryo. Onu da görmek lazım. Hiç de kötümser bir senaryo değil, en gerçekçi senaryo. Şu anda ekonomik teşvikler daha çok konuşuluyor çünkü şu anda ekonomide belli sıkıntıları yaşadığımız dönemden geçiyoruz. İnsanların çocuk yapmamasının, ailenin zayıflamasının ekonomik durumdan kaynaklandığına dair bir tespit var; ama delillendirilmemiş bir tespit. Deliller çünkü aksini gösteriyor. Türkiye daha fakirken daha çok çocuk sahibi. Türkiye’nin daha fakir bölgelerinde daha çocuklu aileler var ve insanlar zenginleştikçe, imkanları genişledikçe de daha az çocuk sahibi oluyor. Demek ki ekonomik teşvikler bunun belki sadece bir tamamlayıcısı olacak” dedi.

‘AİLEYE NE ANLAM YÜKLEDİĞİMİZİ YENİDEN DEĞERLENDİRMEMİZ LAZIM’

Bilal Erdoğan, “Asıl olan aileye ne anlam yüklediğimizi belki yeniden değerlendirmemiz lazım. Çocuk sahibi olan anne babalara ne değer verdiğimizi konuşmamız lazım. Şu anda kendimizle yüzleşelim; bir eğitimli bir hanımefendi ‘benim altı çocuğum var’ dese, ‘yedi çocuğum var’ dese, herhalde ‘sen çok cahil bir kadınsın’ gözüyle bakılır. Dolayısıyla asıl sorunlar buralardan başlıyor. Bir baba tarafının anne tarafına ne tür desteği, ne tür katkısı var. Sadece kadını ilgilendiren bir konu olmadığı da aşikar. Bence yeniden aileyi anlamlandırmak lazım. Elbette ki bizim derin tarihimizden, inancımızdan, kültürümüzden yeniden besleyerek anlamlandırmamız lazım. Onu yaptığımız zaman çocuk sahibi olmayı da yeniden anlamlandırmamız gerektiğini göreceğiz. Çünkü şu anda bu devirde 20 yaşındaki bir genç kardeşim ‘Niye çocuk sahibi olmalıyım?’ sorusuna kendisi acaba ne cevap verir? Çok fazla cevabı olmadığını görüyoruz. Eskiden tarlada çalışacak adam lazımdı, fabrikada çalışacak çocuk lazımdı. Böbürlenmek için çocuk lazım olan kültürler var değil mi? Bizde o da pek yok. Dedesi, babaannesi, anneannesi sevecek diye çocuk yapanlar halen biraz var ama ‘Ya şirin bu çocuklarla oynarız’ dendiği zaman da gündem değişti; onları da kedilerle, köpeklerle insanlar karşılayabiliyorlar. Onun için yeniden insana değer veren, insanı yaratılmışların en şereflisi olarak hayatın merkezine koyan ve bundan dolayı da çocuk sahibi olmayı değerli, başlı başına diğer yaptığımız bütün meşgalelerden daha değerli bir iş olarak ortaya koyduğumuz zaman belki bu işi çevirebileceğiz. Onun için de zihniyet dönüşümü. Böyle politika önerileriyle ne kadar kolay çevirebiliriz bilmiyorum. Allah yardımcımız olsun çünkü dünyanın şu karanlık dönemde ve gittiği daha karanlık belki dönem içerisinde Türkiye’ye ihtiyacı var. Bu milletin tarihinden getirdiği birikime ihtiyacı var. Yüzyıllar boyunca nice topraklarda nasıl bir adaleti, merhameti yaşatmış bir ecdadın torunlarıysak, gelecekte de buna dünyanın yeniden ihtiyacı olduğunu düşünerek bence motive olmaya ihtiyacımız var” diye konuştu.

‘MANEVİ OLARAK SOSYAL DAYANIŞMA AĞLARI GÜÇLÜ OLAN TOPLUMLAR AYAKTA KALABİLECEK’

İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Arkan, “Hepimizin gördüğü gibi küresel rekabetin son derece hızlandığı bir dönemdeyiz ve gelecek on yıl için de şunu göreceğiz. Manevi olarak sosyal dayanışma ağları güçlü olan toplumlar ayakta kalabilecek. Bunu net olarak yaşayacağız. Krizlerde görüyoruz. Dolayısıyla burada aile son derece önemli. Aileyle, sosyal ağlarla beraber var olan kültürele sahibiz. Bu aynı zamanda bir kısmı dinimizden, bir kısmı milli geleneklerimizden, bir kısmı da coğrafyamızdan kaynaklanan bir şekilde böyle. Dolayısıyla aile son derece önemli” dedi

‘ÖĞRENCİLERİMİZ AİLE ETRAFINDAKİ SORUNLAR ÜZERİNE DÜŞÜNDÜLER’

Prof. Dr. Atilla Arkan, “Bu çalışmanın en önemli özelliği; öğrencilerimiz aile etrafındaki sorunlar üzerine düşündüler. Onunla ilgili tespitte bulundular ve Sosyal Bilimler Üniversitesi’ne yakışır bir şekilde de buna dair uygulanabilir çözüm ne olur diye bunun üzerinde düşündü. Biz eğitim tarafında özellikle beceri ve yetkinlik temelli olarak eğitim sistemimizde buna önem veriyoruz. Kulüp çalışmalarıyla, kısmi zamanlı çalışmalarla, öğrencilerimizi mentorlük programlarıyla biz aslında çocuklarımızın karakterlerine, erdemlerine, ahlaklarına ve bu kazanımlarıyla beraber güçlü bir aile kurabilme kapasitesine yatırım yaptığımıza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.