Ayşe GÜREL-Canan İLARSLAN- Hadican EROL /İSTANBUL – Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen ‘Aziz İhsan Aktaş suç örgütü’ davası duruşmasının ikinci günü başladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’de duruşmayı takip etmek üzere Silivri’ye geldi. Saat 10.45 sıralarında başlayan duruşmada Tutuklu sanık Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve eşi Celal Tekin ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar savunmalarını yaptı. Mahkeme başkanı duruşma salonunda tekrar görüntü çekilmesi durumunda izleyici alınmayacağını belirterek duruşmayı yarın saat 10.00’a erteledi.
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında, 5’i tutuklu 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu toplam 33’ü tutuklu 200 sanığın yargılanmasının ikinci günü başladı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında bulunan 1 numaralı salonda görülen duruşmada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, başka tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ve tarafların avukatları hazır bulundu.
ÖZGÜR ÖZEL SİLİVRİ’YE GELDİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, duruşmayı takip etmek üzere Silivri’ye geldi. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve partililer Özel’i kapıda karşıladı.
‘YILLARDIR TANIDIĞIM ARKADAŞIMLA ARAMIZDAKİ PARA ALIŞVERİŞİ BİR ANDA RÜŞVET OLARAK NİTELENDİRİLDİ’
Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, “Çalışma hayatım boyunca hep belediyelerde görev yaptım. Adıyaman’daki çalışmalar adeta bir şantiye alanı gibiydi. Gerçekten çok zor durumda olan bir kentti. Orada faydalı olabileceğimi düşündüğüm için göreve başladım. Adıyaman’da insanlar büyük travmalar yaşamıştı. Üzülerek söylüyorum ki bu ülkede kötülük o kadar sıradanlaştı ki insanlar, kendi konforları ve kendi hayatları için hiç düşünmeden bir başkasına yalan söyleyebiliyor, iftira atabiliyor ve insanların hayatını mahvedebiliyor. Ben de sekiz aydır cezaevinde yatıyorum. Benimle ilgili ifade veren arkadaş Savaş Çetinkaya’yı İzmir’den tanırım. Kendisi de İzmir’de yaşıyor. 2016 yılında Altaş firmasında çalışıyordu. O dönem personel alımlarında kendisini arardım, bize yardımcı olurdu. Tanışıklığımız çok eskiye dayalıdır. Zaman zaman aramızda para alışverişi de olmuştur. En son belediye başkan aday adaylığım sürecinde Ankara’da da yanımdaydı. Kendisiyle sürekli görüşüyorduk, bana destek oluyordu. Ancak anlam veremediğim bir şekilde bana böyle bir iftirada bulundu. Yıllardır tanıdığım bir arkadaşla aramızdaki para alışverişi bir anda rüşvet alışverişi olarak nitelendirildi. Kendisinin bana gönderdiği 170 bin liralık bir para vardır. Ben bu parayı aldığımı zaten söylüyorum. Ancak benim ona gönderdiğim 25 bin liralık bir ödeme, sanki ben ondan rüşvet almışım gibi dosyada gösteriliyor. Yani benim gönderdiğim para, benim aleyhime rüşvet olarak kullanılmıştır. Bunu kabul etmiyorum. Sanki aramızda sürekli bir para alışverişi varmış gibi gösteriliyor. Bu kadar yakın bir arkadaşımla bu noktaya gelmiş olmamızı anlayamıyorum. Ben aldığım bütün paranın tamamını arkadaşımıza ödedim. Buna rağmen bu arkadaş beni tanımadığını söylüyor, böyle bir durumun olmadığını iddia ediyor. Dosyada o kadar çok yalan beyanı var ki, kendisiyle benim Abdurrahman Tutdere tarafından tanıştırıldığımızı dahi söylüyor. Böyle bir şey kesinlikle yoktur” dedi.
‘BENİM GÖREV YAPTIĞIM SÜRE BOYUNCA İHALE VERİLMEDİ’
Kayhan savunmasının devamında, “Ben kimseden rüşvet almadım, rüşvete aracılık etmedim. İddia makamı, rüşvete aracılık iddiasını bir ihale verme gerekçesine dayandırmıştır. Biz kesinlikle herhangi bir ihale vermedik. Ben bir buçuk yıl boyunca görev yaptım ve bu süre içerisinde ilgili firmaya ya da onun bağlantılı firmalarının hiçbirine ihale verilmedi. İhale yapmadık, ihale vermedik. Ayrıca neden ihale yapmadığımızı da açıklamak istiyorum. Biz göreve başladığımızda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız tarafından, Avrupa Birliği fonları kapsamında ve diğer belediyeler aracılığıyla belediyemize temizlik araçları verilmişti. Çöp kamyonları ve süpürge araçları teslim edilmişti. Başkanımız ve ilgili arkadaşlarımızla yaptığımız değerlendirme sonucunda, böyle bir ihaleye gerek olmadığı kanaatine vardık. Çünkü belediyemizin yeterli sayıda aracı bulunuyordu. Birkaç araç takviyesiyle bu hizmeti tamamen kendi belediye imkanlarımızla yürütebileceğimize karar verdik. Nitekim başkanımız göreve geldiğinde, daha önce kullanılan birçok kiralık aracın sözleşmesini de feshetmişti. Bunun nedeni tasarruf sağlamaktı. Amacımız; kendi kendine yeten, kendi ayakları üzerinde duran, güçlü bir belediye yapısı oluşturmaktı. Bu hedef doğrultusunda Adıyaman’da kısmen de olsa bunu başarmıştık” dedi.
‘AZİZ İHSAN AKTAŞ’IN BENİM DÖNEMİMDE ALDIĞI İHALE BULUNMAMAKTADIR’
Tutuklu sanık Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar mahkemede yaptığı savunmasında, ‘Ben 2024 yılı Mart ayında Ceyhan Belediye Başkanı seçildim. Aziz İhsan Aktaş ve yakınlarının belediyelerden aldığı herhangi bir ihale olmadığı gibi, benim dönemimden önce yapılmış ihalelerin de devamı söz konusu olmamıştır. Aziz İhsan Aktaş ve akrabalarının, 2024 yılında belediye başkanı seçildikten sonra benim dönemimde aldığı herhangi bir ihale bulunmamaktadır ve devam eden bir ihale de yenilenmemiştir. İhsan Aktaş ve yakınlarının şirketlerine yapılan ödemeler usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Şöyle ki; aynı tarihlerde başka firmaların da belediyeden alacakları ödenmiştir. Aktaş ve yakınlarının şirketlerine yapılan ödemeler özel ya da ayrıcalıklı ödemeler değildir. Belediyeden alacağı bulunan diğer firmalar da aynı şekilde ödemelerini almıştır. Aktaş, değeri 4 milyon lira olan bir daireyi 20 milyon liraya aldığını söyleyerek rüşvet verdiğini iddia etmektedir. Ancak yine Aktaş’ın, babamla ev pazarlığı yaptığını iddia ettiği 25-26 Temmuz tarihlerinde, akrabalarının şirketlerinin belediyeden olan toplam alacağı sadece 1,5 milyon liradır. Tapunun alındığı Ağustos ayında da yine alacak tutarı 1,5 milyon liradır. Aziz İhsan Aktaş, Kasım ayında 300 bin dolar verdiğini iddia etmektedir. O tarihte ise şirketlerinin belediyeden bir kuruş dahi alacağı bulunmamaktadır. Bir insan 1,5 milyon lira alacağı için 20 milyon lira ödeme yapar mı? Kasım ayında hiçbir alacağı olmayan bir şirketin tahsili için 300 bin dolar verir mi? Temmuz ayında yapılan bir ödemenin rüşveti dört ay sonra mı ödenir? Yani veresiye rüşvet mi olur? Savcılığın yaptığı araştırmalar sonucunda, iddianamede de belirtildiği üzere, bir dairenin değerinin 7,5 milyon lira olduğu tespit edilmiştir. Yine savcılığın yaptığı değer tespitine göre bu iki dairenin toplam değerinin 15 milyon lira olduğu belirlenmiştir. Bu daireler iki bağımsız bölümden oluşmakta olup, tek daire haline getirilmiş, son derece lüks, özel tasarım ve full eşyalı dairelerdir. Savcılığın dahi iddianamesinde çıplak haliyle toplam 15 milyon lira olarak belirttiği bu daireler, babam tarafından full eşyalı ve özel tasarımlı haliyle Aziz İhsan Aktaş’a 15-16 milyon lira bedelle satılmıştır. Aziz İhsan Aktaş ise ifadesinde bu daireleri 20 milyon liraya satın aldığını söylemiştir. Bu 20 milyon lirayı da; tapuda 4 milyon lira, ayrıca 6 milyon lira ve 300 bin dolar olmak üzere ödediğini iddia etmektedir’ dedi.
‘İDDİANAMEDE 2022-2023 YILI VAR BEN, 2024 YILINDA SEÇİLDİM’
Tutuklu sanık Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, “Seyhan halkının, bir milyon nüfuslu Seyhan halkının seçilmiş iradesi olarak karşınızda bulunuyorum. Ancak bundan daha önemlisi, 35 yıllık bir hukukçu olarak karşınızdayım. Bir hukukçu olarak meslek hayatım boyunca tarihi davalara her zaman dikkat etmişimdir. Burada özellikle iki hususu belirtmek istiyorum. Dün burada duruşmaya çıktık. Başkanlar olarak, tutuklular olarak geldik. Duruşma süresince basını takip etme, haber alma imkanlarımız yok. Aşağıya indikten sonra avukatlarımızla da görüşemiyoruz. Yemek meselesi keza öyle. ‘Bir çay içebilir miyiz?’ dedik; son derece insani ihtiyaçlar bunlar. Ancak bunların hiçbiri mümkün olmadı. Bütün bunları şöyle değerlendirmenizi istiyorum; savunma hakkı son derece kutsal bir haktır. Ben yıllarca, büyük bir inançla insanların hak arayışlarında savunma hakkının aracı oldum. Ancak kutsal savunma hakkını kullanırken, dün bir çay ya da bir kahve dahi alamadık. Dün basından öğrendim ki, örgüt liderliğiyle yargılanan Aziz İhsan Aktaş, özel aracı ve korumalarıyla duruşmaya gelmiş. Ben Seyhan Belediye Başkanıyım. Eşim Adana’da serbest çalışan bir avukattır. Eşim Ankara’ya gidip Aziz İhsan Aktaş’la görüşüyor. Aziz İhsan Aktaş’ın belediyeden alacağı var, ancak bu alacağını tahsil edemiyor. ‘Bunu alamıyoruz’ diyor. Sonrasında para istiyor ve iddiaya göre bir milyon doları eşime veriyor. Burada birtakım siyasilerden de bahsediliyor tabii. Suçum bu. Pardon, isnat edilen suç bu. Ne Aziz İhsan Aktaş benimle görüştüğünü söylüyor, ne orada benimle ilgili bir konuşma var, ne de beyanlarda benim adım geçiyor. Buna rağmen, parantez içinde iddianameye dahil ediliyorum. Peki suç ne? Rüşvet almak. İddianamede sadece 2022-2023 yılları yer alıyor. Ben 31 Mart 2024 tarihinde seçildim. Dokuz aylık bir tutukluluk süresinden bahsediyorum. İddianamede yapılan ödemelerden söz ediliyor. Savcı, 220 milyon TL tespit edildiğini söylüyor. Oluşan kanaate bakın: ‘Oya Tekin, Cumhuriyet Halk Partisi’nden belediye başkanı seçildikten sonra, bu tutar belediyenin toplam alacağının yüzde 10-11’ine denk geliyor’ diyor Sayın Savcı. Soruyu normalde siz sorarsınız ama burada ben bir soru sormak istiyorum: Bu yüzde 10-11 nedir? Ben bunu bilmiyorum. Yeterli şüpheyi ve kanaati oluşturan gerekçeye bakın. Tamamen kişisel hisler, duygular ve yorumlardan ibaret. Bunun cevabını gerçekten almak istedim. Çünkü ben hala bunu kendime dahi açıklayabilmiş değilim” ifadelerini kullandı.
Duruşmaya saat 12.50’de 1 saatlik ara verildi. Duruşma verilen aranın ardından tutuklu sanık Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in eşi Celal Tekin’in savunması ile saat 14.20’de başladı.
‘AZİZ İHSAN AKTAŞ ARAYARAK ALACAKLARI KONUSUNDA ISRARCI TALEPLERDE BULUNDU’
Tutuklu sanık Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in eşi Celal Tekin savunmasında, “Rüşvet aldığımı, para verdiğimi, suçlar işlediğimi iddia ediyorlar. Bu iddiaların bir savcı, bir hukukçu tarafından dile getirilip ciddiye alınması gerçekten ilginçtir. Ben, öncesinde Aziz İhsan Aktaş’ı tanımam. Kendisi gerek Ankara’da gerekse Adana’da eşimi tanıyan siyasetçileri, arkadaşlarını, meslektaşlarımızı araya sokarak tanışmak istemiştir. Eşimle bu fırsatı bulamayınca bu kez de benimle görüşüp tanışmak istemiştir. Ben de yaptığım araştırmalarda, kendisinin Yargıtay, Elazığ, Kütahya, Isparta, Aydın gibi ağırlıklı olarak AK Parti’li kurum ve kuruluşlarla çalıştığını, öğrendim. Bu süreçte kendisiyle görüştüm ve tanıştım. Bu tanışmada sadece gelerek, yakınlarının belediyede alacakları olduğunu, bu alacakları alamadıklarını belirtti. Ben de belediye işlerine karışmadığımı ifade ederek kendisini belediyenin ilgili birimlerine yönlendirdim. Sonrasında Aziz İhsan Aktaş beni arayarak tekrar alacakları konusunda ısrarcı taleplerde bulundu. Bana ödeme yapılmadığına ve bu işin böyle devam etmeyeceğine dair mesajlar iletti. Ben de sürekli olarak, ortada şahsi bir borcumun olmadığını, ödemenin belediyeden talep edilmesi gerektiğini söyledim. Ankara’yı çok bilmem. Kendisinin belirlediği bir yerde kısa süreli bir görüşme yaptık. Bana yakınlarının zor durumda olduğunu, ödeme almaları gerektiğini, şirketlerinin batma aşamasına geldiğini ve sabırlarının da sonuna geldiğini ifade etti. Ben ise kendisine, Oya Hanım’ın yeni göreve başladığını, belediyelerin mali güçlüklerinin herkes tarafından bilindiğini, buna rağmen elemanını sürekli göndererek olay çıkardığını, bunu engellemesi gerektiğini söyledim. Yasal alacaklar varsa mutlaka alınacağını, bunun da yöntemlerinin belli olduğunu ifade ettim. Bu görüşmenin ardından İller Bankası’na gittim. Yaklaşık iki saat boyunca birim müdürüyle görüştüm. Bu görüşmem sırasında girişte danışmanlığa kimlik bilgilerim verilerek kaydım yapılmıştır. Bu durum oradan tespit edilebilir. Tüm bu bilgileri, dosyada gizlilik kararı varken ve HTS kayıtları yokken, ilk ifademde açıkça belirttim. Savcılık ise bu görüşmeyi bambaşka yönlere çekerek, eşimin bilgisi ve yönlendirmesi olmayan bir görüşmeden hem anlaşma, hem para alma, hem de belediyeden ödeme yaptırma sonucu çıkarmıştır. Bu konu akla, mantığa ve hukuka aykırı olmasına rağmen çirkin bir metne dönüştürüldüğü için hepsine tek tek cevap vermek istiyorum. Ne ben ne de eşim birbirimize talimat verir ya da yönlendirmede bulunuruz. Zaten dosya kapsamına bakıldığında da eşimle görüşüldüğüne ya da bir anlaşmaya varıldığına ilişkin hiçbir iddia bulunmamaktadır. Eşimin ismi iddianamede ve ifadelerde yalnızca bir parantez içerisinde geçmektedir. Bu parantezin iddia sahibi tarafından kurulamayacağı, düşünülemeyeceği; tamamen sonradan eklenen ve belediye başkanlığından alınma amacı taşıyan bir unsur olduğu, en basit hukuk bilgisine sahip kişiler tarafından dahi anlaşılabilir” dedi.
KADAYIF KUTUSUNDA RÜŞVET İDDİASI
Metin Aktaş’ın avukatı, Celal Tekin’e, “Aziz İhsan Aktaş, 3 kadayıf kutusunda size dolar verdi, siz de karşılığında 1 kutu cezerye hediye etmediniz mi?” diye “sordu. Celal Tekin ise cevaben, “Böyle bir iddia ne iddianamede var ne de beyanlarda var. Böyle bir soruyu bir daha sormayın” dedi. Celal Tekin’in avukatı da soruya itiraz etti.
AZİZ İHSAN AKTAŞ SÖZ ALDI
Mahkeme başkanından söz isteyen Aziz İhsan Aktaş, “Celal Bey, benim kendisiyle görüşmek için aracı koyduğumu söyledi. Bu aracılar kimler? Ödenen 75 milyon için 18 ve 19 nolu hak edişlerin olduğunu söyledi. Bir insan eski borcunu mu öder, yeni borcunu mu öder?” dedi. Celal Tekin ise Aziz İhsan Aktaş’a cevaben, “Farklı kanalları seferber etmiş, kim varsa devreye soktu. Kendisinin Adana’da da bir ofisi var. Belediyenin içerisinde müdürleri var, elemanları var. Dolayısıyla bu kişilerle iş yürütemeyince bana bir şekilde ulaştılar; siyasileri de devreye koydular, her çevreden birçok insanı araya soktular. İkinci hususta da eşimin söylediği gibi, bir düğmeye basılarak ödeme yapılması söz konusu değildir. Yani tek bir görüşmeyle 75 milyon liranın ödenmesi mümkün mü? Buna kim inanır?” dedi.
GÖRÜNTÜ ÇEKİLDİĞİ TAKTİRDE İZLEYİCİ ALINMAYACAK
Mahkeme heyeti, salonda görüntü çekilmesi sebebiyle artık salona izleyicilerin alınmayacağını beyan etti. Sanık avukatları ve izleyicilerin tepkisi üzerine mahkeme başkanı, tekrar olması halinde izleyicilerin alınmayacağını söyleyerek duruşmayı yarın sabah saat 10:00’a erteledi.